Hayal Kurma Kursları

Hayal Kurma Kursları

Okulların açılması ile birlikte ajandamızın her yanı gelen kurs teklifleri ile doldu. Basketbol, futbol, resim, piyano, satranç, jimnastik, bale yanında sanki okulda eğitim almıyorlarmışcasına bir de özel ders, etüt teklifleri, önerileri ile kafamız bulaşık teline dönmüş durumda. Hatta tam bu yazıyı yazarken bir telefon daha geldi ve oğlumu LGS’ye hazırlık için neden bir kursa yazdırmadığım soruldu.

Şimdiki çocuklar çok şanslı azizim, bizim zamanımızda böyle imkanlar yoktu diyeceğim ama yok, öyle değil. Biraz da şımarıklıkla birlikte hayal edebilecekleri şey sayısı çok sınırlı olduğu için sunulan bu imkanların onlarda çok büyük mutluluk yarattığına inanmıyorum. Hiçbir şey için çok fazla çaba sarf etmiyorlar, biraz zora gelince de vazgeçiyorlar. Hayal kurmayan, kurduğu hayalin peşinden koşmayan çocuklarla doldu çevremiz.

Örneğin ben hayal kurmak dendiğinde hemen 1993 yılına gidiyorum. İlk ve belkide en büyük hayalimi gerçekleştirdiğim ana… Henüz ortaokul öğrencisi olduğum ve dans etmek dışında hiçbir şeyi düşünmediğim yıllara… O hayali kurmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu nasıl anlatabilirim çocuğuma? Mesela Mind Craft ‘tan çok daha eğlenceli olduğunu nasıl anlatabilirim?

Henüz daha 5 yaşındayken büyük hayaller kurarak girdiğim bale kursunun sınavlarını (sadece kursa gitmek için bile sınava girdiğin zamanlar) kazanamadığım halde, hani bir gün olur ya diyerek hayal kurmaktan vazgeçmedim. Yıllar sonra okuluma bir kadın geldi ve ben o zaman hayallerime giden kapıyı onun açacağından habersizdim. 

Şule Hoca bir beden eğitimi öğretmeniydi ve okulda Modern Dans takımı kuracağı söylentileri dolaşmaya başladı. “İşte bu!” dedim içimden, işte hayalleri gerçekleştirme zamanı! O anı düşündüğümde bugün bile heyecanlanıyorum…

Ölü Ozanlar Derneği” nin efsanevi hocası John Keating ‘ in karşısına çıkar gibi dikildim Şule Hoca’ nın karşısına, seçmelere geldim dedim.  Ben dans edebilirim,  çok istiyorum falan dedim ve kısa ve net bir yanıtla geri döndüm; “güzelim sen önce git 5-6 kilo ver, sonra konuşalım!”

Bildiğin şok durumu!

Sonrasında 1 haftada verdiğim 5 kilonun yarısı ağlama krizlerindeki gözyaşlarımdır 🙂 1 hafta sonra çıktım Şule Hoca’ nın karşısına; “verdim dedim kiloyu, şimdi beni takıma alıyor musun, almıyor musun?!” Bu sefer şok olma sırası Şule Hoca’ daydı. “Kızım sen ne yaptın?” dedi 🙂 ve evet tabii ki takıma alındım…

Salonun olmadığı, olan salonun buz gibi beton olduğu, erkek hocaların ve takımlarının bizi ciddiye almadığı ve üstünlük tasladığı, imkanların sınırlı olduğu sıkıntılı günlerdi. Ama ne Şule vazgeçti ne de biz öğrencileri

Ve hayatımın en büyük gururlarından birini o muhteşem takımla yaşadım. 1994 yılında o zamanın en önemli yarışması Milliyet Liselerarası Dans Yarışması’nda Kabataş Lisesini geride bırakarak birinci olduk. Acının, sıkıntının yerini başarı ve gurur aldı…

Bugünkü gibi ne Instagram ne de Facebook olmadığı için, her anımızı paylaşma şansı bir yana doğru dürüst fotoğrafımız bile yok diyebilirim. Geriye kala kala harika anılar, müthiş bir Hoca Şule ve dostum Yeliz kaldı… Hayal kurmanın bir diğer güzel yanı da bu işte, hiçbir anını unutmuyorsun ve hikayeye mutlaka dostlar ekliyorsun.

Yıllar sonra anlatırken heyecanlanıyorsun, sonra aklına geliyor Yeliz’ i arıyorsun, en kısa zamanda buluşmak için plan yapıyorsun.

Hadi siz de kapatın gözlerinizi hayal kurun, çocuklarınıza hayal kurmayı ve o hayale erişmek için önüne çıkacak zorluklarla baş etmesini öğretin ve tüm ihtişamıyla gelen sonbaharın tadını çıkarın.

Kim bilir belki de 10 yıl sonra en değerli, en pahalı kurslar “Hayal Kurma Kursları” olacak…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir