Hayat Eve Sığar Mı?

Hayat Eve Sığar Mı?

Oturma odamdan herkese merhaba…

40 günü aşkın zamandır evlerimizdeyiz, en azından bir kısmımız. Bir kısmımız da zaman zaman ilan edilen sokağa çıkma yasakları sayesinde evlerimizde kalabiliyoruz.

Ben ve benim gibiler evlerinde ama her gün milyonlarca insan kendi hayatını ve dolayısıyla sevdiklerinin hayatını tehdit eden görünmez bir düşmandan nasıl korunurum endişesi ile dışarıya çıkmak zorunda.

Onlar dışarıdayken siz evdekiler bugünlerde nasıl vakit geçiriyorsunuz merak ediyorum? Kendini hamur işlerine verenlerden misiniz? Benim gibi temizlik işini abartıp çamaşır suyu zehirlenmesi yaşayanlardan mı? Ya da sosyal medyada artık içimizi bayan (kusura bakmayın ama öyle) canlı yayınlar mı yapıyorsunuz?

Tüm bunları yapmaktan sıkılmış hiç birşey yapmıyor bile olabilirsiniz. İnanın bazen insanın hiç birşey yapmamaya, içinde bulunduğu durum için üzülmeye, kızmaya, bunalmaya, sinirlenmeye de hakkı var.

Peki ben ne yapıyorum; sabah kalkar kalmaz önce sosyal medyada biraz geziniyorum. Sonra mutlaka sabah haberlerine bakıyorum Türkiye’de ve dünyada pandemi ile ilgili neler olmuş merak ediyorum. Bu süreçte belki de bu kadar haber izlemesem daha iyi olur ama ne yapayım dayanamıyorum.

Sonra bilgisayar başına geçip çalışıyorum, kitap okuyorum, temizlik yapıyorum, oğlumla ilgileniyorum, spor yapıyorum ve havanın ısınmaya başladığı bu güzel günlerde kendimi deniz kenarına atamadığım için hafiften sinirlerim bozuluyor…

Çevremde benim gibi sokakların ve marketlerin kalabalığından, bu süreçte ne kadar çok şey yiyip kilo aldığından, yasaklar yüzünden dışarıya çıkamamaktan şikayet eden bir sürü insan olduğunu farkediyorum.

Tam da böyle bir günün akşamında yine haberleri izlerken farkediyorum ki; insanlar ölüyor ve ilk günlerde bizi şok eden bu ölümlere maalesef yine hepimiz alışıyoruz. Tüm bu can kayıpları, yitip giden hayatlar rakam olarak görülmeye başlıyor.

Biraraya gelmek virüsün yayılmasına yol açtığı için insanlar çalışamamaya, iş yerleri kapanmaya, çalışanlara ücretsiz izinler verilmeye ve hatta işten atılmaya başlıyorlar.

Birçok farklı ülkede olduğu gibi bizim ülkemizdeki insanlar da yardım alabilmek, evine çocuklarına ekmek götürebilmek, kirasını ve faturalarını ödeyebilmek için bırakın “sosyal mesafeyi” neredeyse birbirilerini ezip geçerek verilen yardımlara ulaşmaya çalışıyorlar. Bu da bir nevi hayatta kalma savaşı ve gözün gördüğü elle tutulur olan her zaman görünmeyenden daha korkutucu oluyor insanlar için.

Yine aynı haberde işsizlik yardımı için başvuru sırasında bekleyen birine spikerin internet üzerinden başvuru yapabilirsiniz, neden sağlığınızı riske atıp burada kuyruğa girdiniz sorusuna aldığı cevap kısa bir süre sessizliğe neden oluyor. Çünkü bırakın internetten başvuru yapmayı cebinde bir telefonu bile yok…

Birçokları için hayat maalesef eve sığmıyor ve sonra ne oluyor biliyor musunuz?

Bugün ne yemek yapsam, tv de ne izlesem, off bu güzel havada evde neden kalmak zorundayım çok sıkıldım gibi şımarık söylemlerimden utanıyorum. Kendi adıma ve bunu yapan herkes adına utanıyorum.

Aylardır ailesinden, çocuklarından uzak kalan, insanları iyileştirmek için gece gündüz çalışan tüm sağlık çalışanlarını düşünüyorum ve 2 ay sonra doktor olan babasına sarılan çocuğun hıçkırarak ağladığını gördüğümde boğazım düğümleniyor gözyaşlarımı tutamıyorum.

Yani işin aslı, bizim tahminimizden ve çok şükür ki sağlıklı bir şekilde sevdiklerimizle televizyon karşısında izlediklerimizden çok daha vahim.

Tamam hepimiz hayatta kalmak, sağlığımızı ve özellikle de akıl sağlığımızı yitirmeden bu zor zamanları atlatmak, para kazanmaya devam etmek, hayata normal bir şekilde devam etmek için birşeylere tutunmak zorundayız.

Tabii ki gülüp eğleneceğiz, ne yiyeceğimizi düşüneceğiz, sporumuzu yapıp oyunlar oynayacağız, müzik dinleyip dans edeceğiz.

Ama tüm bunları yaparken de duyarlı olup, şımarmadan, şikayet etmeden, şükrederek, empati yaparak, imkanımız varsa ihtiyacı olanlara yardım ederek hem kendimizi hem de elimizin uzanabildiği insanları hayata bağlayabiliriz.

Yapabiliriz…

Daha sağlıklı ve güzel günlerde görüşmek üzere, Sevgiyle ve imkanınız varsa lütfen Evde Kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir