SONBAHAR

SONBAHAR

Havaların soğumasını ve kışın gelmesini kimse istemese de serinleten, sıcaklardan sonra rahat bir nefes aldıran sonbaharı sevmemek mümkün değil… Soğuk havayı hiç sevmeyen biri olarak ben bile özledim desem yalan olmaz.

Sonbahar denilince akla sarı renkler ve ağaçlardan düşen yapraklar gelir… Önce geceler yavaş yavaş serinlemeye başlar, o bunaltıcı sıcaklar sona erer. Artık akşam üstleri kısa kollularla hafiften ürperir insan da ince bir ceket ister sırtına.

Derken yapraklar dökülmeye, yaz boyunca hasret kalınan yağmurlar yağmaya başlar. Toprağın uzun süre sonra kana kana içine çektiği yağmur suyuna karşılık bize cömertçe sunduğu nefis koku yayılır etrafa.

Sonbahar hüznün mevsimi denir ama aslında hareketin de mevsimidir. Bir hazırlık, bir koşuşturma başlar her yerde. Okulun ilk zili ile birlikte çocukların ve anne babaların heyecanı, hareketi sarar sokakları. Tamam biraz da trafik tabii 🙂

Evlerdeki kış hazırlığı, yeni bir okul döneminin başlamasıyla her öğrencinin “bu sene daha çok çalışacağım” diye kendisine söz vermesi, kış öncesi yapılan dip bucak temizlikler ve serin, terletmeyen, üşütmeyen, bizi düşünen havasıyla gelir sonbahar. İşte bu yüzden sonbahara solan yaprakların mevsimi diyenler haksızlık ediyorlar bence. Sonbahar tam da başlangıçların, dirilişin mevsimidir.

Sonbahar geldiğine göre yazı bitirmiş oluyoruz… Bırakın yazı neredeyse yıl bile bitti. İnanılır gibi değil ama üç ay sonra yeni yıla gireceğiz. Koca bir yıl daha geçi gitti ömrümüzden. Hepimizin hayatına kim bilir neler getirdi, neleri de götürdü bu yıl…

Sahi sizin bu yazınız nasıl geçti? Planladığınız tailleri yapabildiniz mi mesela? O bütün kış çok özlenilen mavi ve yeşilin tadına varabildiniz mi dilediğiniz gibi…

Pandemi sonrası dört duvar arasından çıkıp özlenen aile fertleri ve arkadaşlarla buluşuldu mu? Büyük masalarda özlenen keyifli yemeklerle sohbetlere doyum oldu mu?

Bir çırpıda geçeceğini bildiğimiz uzun ama bir o kadar da kısa  yaz günlerinin hakkını verebildiniz mi? Uzun akşam yürüyüşleri yapıldı mı? Konserlere gidildi mi? Sabahın ilk ışıklarını görüp şezlonglarda uyuyakaldınız mı? Akşama kadar bronzlaşmak için türlü yağlar sürünüp güneşi batırana kadar brozlaşmaya uğraştınız mı benim gibi… Yazlıklardaki arkadaşlarla bir sene sonrası için sözleşildi mi?

Peki üretebildiniz mi bu yaz? Okuyabildiniz mi bol bol, yazabildiniz mi?

Yazın heyecanından, sıcağından, enerjisine kapılmaktan olsa gerek benim motivasyonum bir hayli düşüyor bu aylarda. Siz motive olabildiniz mi çalışmaya? Nasıl başardınız? Varsa bununla ilgili sırrınız öğrenmeyi çok isterim.

Sonbahar hareketin mevsimi dedik ya, şimdi ekim ayı ile birlike yeniden konsantre olma, kendimizi üretmeye, okumaya ve yazmaya verme, çalışma zamanı geldi çattı. En azından benim için : )

Hadi o zaman başlayalım!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir